Wednesday, 30 December 2009

eksikliğimdendir

ben eksiğim. her yönden eksik, tamam olduğum herhangi birşey göremiyorum kendimde. dost olarak, arkadaş olarak, sevgili olarak, çocuk olarak, kardeş olarak, mesleki açıdan...

tamamlandığım zaman o en yüksek noktadan sonra yine her rüzgarda bir parçasını yitiren kumdan kaleler gibi yavaş yavaş eksilecek miyim? eğer öyleyse hiç tamamlanmamayı ve üzerine yavaş yavaş koyarak birazcık yükselebilmeyi umayım... mı? o en yüksek noktayı benliğimde taşıyamadıktan sonra, tamam olmamın ne gibi bir getirisi ve de farkındalığı olacak? mutlu olduklarım eksikliğimdendir belki de...

Tuesday, 29 December 2009

Bazen

Bazen güzel bir an yaşadıktan sonra, o anı iyice hissetmeyi atlamış olduğumu düşünüp eksiklik duyarım. Ya da iyice hissedip hissedemediğimi hatırlayamam. Sonra eksiklik hissederim, o güzel an eksik yaşanmış gibidir. Aklımda dolaşıp durur bir süre, tüm güzelliği ve eksikliği ile öyle güzel ve öyle acılıdır..

Wednesday, 16 December 2009

Sanırım bir insan ne kadar yaratıcı ise o kadar az başkalarına ihtiyaç duyar.

Thursday, 10 December 2009

yaratıcılık=yalnızlık (?)

yaratıcılık yalnızlığa mahsustur. ancak yalnızken yazabilir, durup düşünebilir, bir adım geriye çekilebilir yada bir adım ileriye gidebilirim. birlikte yaşanılan her insan zamanın akıp gitmesine neden olur. yaratıcılık sekteye uğrar.

loneliness blesses man's creativity.

Sunday, 6 December 2009

yaratıcılık-creativity

güçlü bir çiçek gibi.. eğer orada varsa tüm dış etkenlere rağmen, hani soldurulsa bile hatta üzerine basa basa soldursalar bile tekrar açabilen bir çiçek gibi..

like a strong flower.. if it exists there, even though all the bad influences of environment, I mean even though they make it wilted, it can open up beautifully..

Friday, 4 December 2009

yaratıcılık-creativity

Çok geniş ve de ayrıntılı bir konu.. Neresinden tutup onunla ilgili yazabileceğimi düşünmeliyim..
Bende yaratıcılık deli.. Beni hiç dinlemez; bazen aylarca kalır benimle başımı döndürür, mutlu, meşgul, kendinden geçmiş olurum, bazen kırıntı kırıntı gelir ve gider, bazense uzun süre uğramaz yanıma..

It is an immense and very detailed topic.. I need to think how part should I take and write about..
In me creativity is crazy.. It never listens to me; sometimes it stays with me for months, make me have vertigo and I become happy, busy with the ectasy; sometimes it comes with little little and goes away; and sometimes it doesn't comes for long time..

Thursday, 3 December 2009

yaratıcılık

Yaratıcılık olsun mu bu hafta ki konu?

Sunday, 29 November 2009

dans ?

romantik
sallanmayı bile beceremeyen benim için ayrıca ütopik
uzun uzun izlenen buz dansı gösterilerini hatırlatan gwendal peizerat
bakakaldığım boşnak halayları
hüzünlü müzikle dans eden kuğu balerinler
ve daha nice olamadığım şey.

en büyük korkularımdan biri de insanların beni dans ederken seyretmesidir. düğünlerde kıramadığım yakınlarım sallanmam için piste çıkardıklarında kalabalığın en ortasına ilerleyip ellerimi kollarımı nereye koyacağını bilememektir.

böyledir dans. bazıları için yaşam tarzı...

Saturday, 28 November 2009

Ziringaglia

Bu harika grubun müzikleriyle öyle güzel anlarım oldu ki.. Harikalar! Ve dinlerken harika dans ediliyor. Grup için: http://www.ziringaglia.com/ ve fotoğraf: http://www.ziringaglia.com/galleria_foto/foto.php?id=1

Thursday, 26 November 2009

Dans (Dance)

İşte bu haftanın konusu! Ancak içten bişiler gelirse olabilen, başka türlü var olamayan. Bir çeşit dil.. Ama önceliği başkalarıyla iletişebilmek değil, eyleyenin kendi kendisiyle iletişebilmesi, sonra belki başkalarıyla da.. Ve mutlaka ona müzik eşlik etmeli, belki havada dolaşan birtakım ezgiler, belki sadece eyleyenin kafasında..

Monday, 23 November 2009

göz


bağlılığım gözlerimdedir. dokunarak bağlı olmam ben ne aileme ne sevdiklerime. ama bilirler neye ne kadar bağlandığımı. gözlerimden...

resim zerrin tekindor

Sunday, 22 November 2009

Aile

Bağlı doğarız.. Ve o bağlarla güçleniriz, yıpranırız, büyürüz, severiz, seviniriz..
(Halam, halam, eniştem, kuzenlerim Emrah ve Ebru, babam (üzerindeki kahverengi üzerine krem çizgili kazağı hala giyiyorum), annem ve babamın arkadaşı, annem ve babamın arkadaşı, annem (üzerindeki yeşil ceketi hala giyiyorum), teyzem (üzerindeki krem-kahve çizgili kazağı hala giyiyorum, ama kolumu hızlı kaldırırsam cart diye sesler geliyor artık) Yıl 1980, henüz doğmamışım)

Saturday, 21 November 2009

Hayal-Gerçek

Aşk ile bağlanmak çok karmaşık bişi.. Sanki hep hayalini kurduğum, ama gerçek olma ihtimali olunca kaçtığım.. Ya da elim ayağım titrer hale gelip, karşımdakini kaçırdığım..

Friday, 20 November 2009

bazen çok bağlıyım herşeye, bazen de bağlanma düşüncesi bile korkutuyor beni. neden acaba?

Thursday, 19 November 2009

yeni hafta

düşündüm taşındım, taşındım düşündüm. bu hafta ki konumuz bağlılık olsun mu?

I think about the new topic. and here it is, loyalty...

Wednesday, 18 November 2009

bazen endişelerim öyle yoğun ve yayılmış hale gelir ki.. mutluluğumu tutamam, elimden kayacak gibi durur. belki böylece değerini daha iyi bilirim, ama bir yandan da yorulurum. olasılıklar çoktur.

Monday, 16 November 2009

life

bu sabah duştan çıktıktan sonra saçlarımı taradım ve ilk beyaz saçım parmaklarımın arasındaydı. o teli koparsam mı diye düşündüm. fakat zaman akıp gidiyor. onu yakalamak için uğraşmak istemiyorum. endişem ise güzel bir yaşamım olup olamayacağı noktasında.

This morning I got a shower and then I brushed my hair and saw a white one on the mirror. It was an unforgettable moment for me. I thought about to cut it out but time is running and I don't want to be in a struggle to catch it. By the way, I am worried about to not have an amazing life.

günlük endişeler...daily concerns ...

source

geleceğim bazen geçmişim ya da bugünüm için endişelenirim. şu anda ise bulaşıklar için endişeliyim.

I always worry about my past, my future or today. but now I am worried about dirty dishes.

Sunday, 15 November 2009

Aklımın karanlık zamanlarında endişelerim çok artar. O zaman acı verirler bana. Boğulur gibi olurum. Ya deli olup hızla hareket etmek gerekir o zaman ya da durup hiç düşünmemeye çalışmak..


When my mind is on its dark times, my worries become more and more. They give me pain at those times; I should be crazy and move fast or I should stop and try to not to think..

Saturday, 14 November 2009

Thursday, 12 November 2009

endişeli

source

düşüncelerim beni endişeli yapar.

my thoughts make me concerned.

düşünceli

source

endişelerim beni düşünceli yapar.

my concerns make me mindful.

Endişe- Worry "This week's topic"

Bu haftanın konusu: Endişe. Zaman zaman içimi kaplayan, geldiği zamanlarda da farklı şekillerde beni etkileyen bir duygu. Endişenin rengi olsaydı, siyah üzerine lacivert bulanmış alacalı bir renk olurdu sanırım. Ve garip denilebilecek bir şekilde endişe beni çoğu zaman cesarete götürür.

Wednesday, 11 November 2009


uzakta olmak postkartlara sevinmektir. özellikle sevdiklerinden gelenlere...

when you finish a hardworking day, it is good to find a postcard from your friend in the box.

Tuesday, 10 November 2009

yağmurda uzaklık

source

uzakta olmak gecenin bir yarısı sevdiğini merak etmektir. hele ki gök gürlerken...

distance means to worry about my love, especially in the middle of the night.

özlem-zaman

Uzakta dost varsa, özlem de vardır. Özlem geçmişi düşündürür, gelecek için hayal kurdurur, şimdiyi uzağa rağmen birlikte tutabilmeyi çabalar.

Monday, 9 November 2009

ana dilim

source

uzaktayken en önemli yalnızlık kıranım ana dilimde aldığım notlar oldu. şuan japonlarla çevriliyken, avustralya dan sevgiyle gönderilmiş takvimime bakıp, türkiye de yaşanmış günü düşünüp, kore den alacaklarımı ana dilimde yazmaktayım. ana dilim kurtarıcımdır. hep benimle olandır.

the notes which I wrote in my mother tongue are the most important distance destroyer of mine. now, I am surrounded by japanese, and look the calender sent from australia with love, think about the dreamy day spent in turkey and take notes about shopping in s. korea in my native language. mother tongue is my life saver an
d it is with me till the end of the time. my roots...

Sunday, 8 November 2009

somewhere-oruç aruoba

bu klasik şarkı mideye iyi geliyor. konudan uzaklaşmamak adına da:

oruç aruoba-uzak-57

''Özlem, sana, yalnızlığın değerini de öğretir,
yakıcılığını da...''

the song is good for health. I excerpted a part from Oruç Aruoba's book-distance. It is hard to translate if he made a sentence. I love words of him.

Saturday, 7 November 2009

perfect day-lou reed

günlük yaşantımdan uzaklaşmayı düşündüğümde arka fondaki şarkı lou reed 'den perfect day'dir.

when I am thinking to take a distance from ordinary life, lou reed is singing perfect day in my mind.

lonely

source

uzakta yalnızım. arkamdan itekleyen kimse yok. hayatımdan sorumlu kişi benim. ve her zaman ki gibi mutsuzum.

I am alone in here. nobody can force me to do something. I am responsible for my entire life. As usual I feel unhappy and miserable.

uzakta unutulur

uzakta olduğumda unutuyorum. elleri, gözleri, yapılanları, hayalleri. yeni bir dünya yaratıp içine hatırlamak istediklerimi doldurup, arada su yüzüne çıkan kötü anıları halının altına süpürüyorum. ta ki tozlara karşı alerjim başlayıp, bütün dünyamı temizlemem gerekene kadar. çok zor.

when I live far away, I forget hands, eyes, names, what we did and dreamed. I build a new world step by step and fill it up by my cheerful memories. I sweep all bad memories under the rugs till allergic reactions begin. then I have to clean all my world which is hard to do.

source

harfler

bazen uzakta olmak taşları yanyana dizmektir ve bazen sadece beklemektir.

sometimes distance means that to line up the letters. on the other hand sometimes it means only waiting for everything.


source

Friday, 6 November 2009

bende uzak


Kendi içimdeki uzaklaşma korkutuyor beni. Tam kendimi biraz tanımaya başlamışken, uzaklaştım. Belki kendimin o parçasını tanıdım ve artık orada olamadım sonra kendi içimde uzaklaştım. O daracık sonsuzlukta tanıdığım kendimden uzağa gittim. Korkuyorum, korkmuyorum, sıkılıyorum, hoşuma gidiyor, hislerin hepsi iyice birbirine girmiş. Kendimdeki bu diyarları bilmiyorum.


I feel fear about going away inside me. I had just got to know myself a little bit. In myself, in that narrow infinitude, I've just gone far away from part of me who I've known. I feel fear, I don't feel fear, I get bored, I enjoy.. All the feelings have interfered. I don't know these lands in me.



yakınken iyiyim

herkesten uzaktayken üzerime yapışan sevmediğim özelliklerim çıkar ortaya. tek ben varsam çikolata yerim. uyumam. temizlik yapmam. su içmem. yakın olmak beni iyi yapar.

when I am alone and far far away, whole horrible parts of mine become apparent. if I am lonely and sitting somewhere around the world especially on my coach, I eat chocolate, no sleeping- welcome insomnia-, no cleaning, no drinking damn water. surrounding by people makes me good.

source

me

uzaktayken hiç düşünmediğim kadar düşünüp, hiç üşümediğim kadar üşüyorum. durup bakıyorum. kendi içimden dışarı çıkıyorum. sonra tekrar girmeye çabalıyorum. bazen geride bıraktığım tine fazla geliyorum bazen az. tam oturamıyorum bir türlü. terziye gidip yanlarından biraz aldırmak istiyorum bu elbisenin. bazı kısımlarından da genişletmek. durmadan koşmak istiyorum. hiçkimseye bulaşmadan ve ulaşmadan koşmak. kaçarcasına uzaklaşmak. bu gidişlerin geri dönüşünün olacağını bilmek zor geliyor, değil mi?

when I am in neverland, far far away, I think and feel cold like never been in cold. I turn back and only stand on where I've been. I leave my body then try to fit in it again. I wanna go to a soul tailor to fix everything perfect. then I wanna run to nobody and nowhere. run run and long distance. it is hard to know everything is gonna be recycled, isn't it?


source

Thursday, 5 November 2009

uzaklaşma

bazen sıcacık yatağımdayken, battaniyeme daha da sarınmış, başımı gömmüşken yastıklara:
sometimes when I am on my warm bed, I wrap my cozy blanket and put my head under the pillows:

balonlara tutunup giderim.
I catch balloons and fly.

kaynak

bisikletime atlarım minicik sepete tüm hayatımı sıkıştırmaya çalışır, sırt çantamdan çıkardığım haritayı rüzgara kaptırırım. boşluğa doğru ip gibi uzanan yolda ilerlerim.
I get on my bike and try to fit my whole life in to a tiny basket. the wild wind captures the map which I got out of my backpack.

kaynak

bir uçurtma gibi döne döne uzaklaşırken beni tutan iplere dolanıp yere düşmek en büyük korkum olur.
while I wander away like a swirling kite, there is only one fear in my mind, to get entangled by my own string and crash.

source

sonra uyurum. kalktığımda gitmiş olduğum yerden bakarım geriye ve amansızca özlerim.
then I sleep. when I get up, I look back from where I have gone and then I miss a lot.

Uzaklık

İki varlık. Aralarında uzaklık. Uzak.. Neden uzak, nasıl uzak? Uzak nasıl etkiler o iki varlığı? O iki varlık uzağı nasıl etkiler?
sevinç.. kıtalar uzaktaki yüreklerimize yine aynı anda düştü

rengi ozlem

bir gece, biz konuşurken aklımıza düşüverdi...
haydi yapalım.